Doğa Harikası Pembe Göllerin Sırrı

Bir gölün rengi ne kadar farklı olabilir diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Mavi, yeşil, kahverengi varken bir yenisi daha eklendi listeye. Dünya üzerinde sayıları fazla olmasa da pembe göller de var. Üstelik dünyada yalnızca 8 tane bulunan bu doğa harikası göllerden bir tane de biz de var.

 

Pembe Göl Nasıl oluşur?

Pembe göl rengin asıl  kaynağı Dunaliella salma adlı bir alg ile halobakterilerdir. Güneş ışınlarının açısı ve yoğunluğu, gölün tuzluluk oranı’nın yüksekliği ve sıcaklıkla temas ettiğin de pembe bir renk oluşmasını sağlıyor. Bazıları tüm sene boyunca pembe olan bu göllerin çoğu yıllık sıcaklık oranlarına göre renk değiştirebiliyor. Göle girmekte hiçbir sakınca yok. Hatta ona bu rengi veren algler bazı kozmetik ürünlerinde de kullanılıyor. Dünya denizlerinin muazzam renk kartellerine sahip olduklarını hepimiz biliyoruz. Bu renk kartelası içerisinde mavi tonlarının yanısıra yeşil, kahverengi, sarı, kırmızı ve hatta pembe renge ve bunların tonlarına bile rastlamak mümkün.

Deniz, okyanus ve zaman zaman içsularda rastladığımız bu renk çeşitliliğinin nedenleri arasında “ötrofikasyon” ve ötrofikasyona bağlı “alg patlaması” en önemli etken olarak bilinmektedir. Tabii ki yalnızca alg patlamaları bu tür renklerin oluşmalarına sebep gösterilemez. Çünkü bir çok sulak alan bölgede bulunan kimi kaya ve taşların içeriklerinde bulunan çeşitli maddeler, bir takım farklı deniz canlılarının ölümleri sonucunda serbest kalan kimyasallar, çeşitli fabrika ve diğer endüstriyel kurum ve kuruluşların atıkları ile ortama karışan bir çok madde ile de pembe de dahil olmak üzere bir çok farklı renkte bulunabilirler, bunların örnekleri de dünyada mevcuttur.

Hutt Gölü – Avustralya

Avustralya’nın batısında bulununan bu göl turistlerin ilgisini oldukça çekmekte, alglerin arttığı dönemlerde göl daha koyu pembe olurken alglerin azaldığı dönemlerde pembelikte azalma meydana gelir. Sıcaklık ne kadar artarsa o kadar pembe olmaktadır.

Hillier Gölü – Avustralya

Batı Avustralya’nın Recherche Takımadaları’ndan biri olan Middle Island’da bulunan “Hillier Gölü”. Bu renkteki göller arasında en meşhuru olarak sayabiliriz. 600 metreye 250 metrelik bir alan kaplıyor ve çok yüksek tuzluluk oranlarına sahip. Hillier Gölü her zaman pembe renktedir ve rengi değişmez. Fakat ününe rağmen, Dünya’da bu şekilde “pembe” olan birçok bölge bulunuyor. Bu doğa harikası Hillier Gölü  ayrıca bir tuz madeni… Senede yaklaşık 24 ton tuz çıkarılıyor. Ayrıca pembeliği dönemsel olmayıp ne zaman gitmek isterseniz sizi muhteşem pembeliğiyle karşılacaktır.

Torrevieja Gölü – İspanya

İspanya’nın güney doğusunda yer alan Torrevieja Gölü’nün diğer göllerden farklı bir özelliği vardır. Gölde meydana gelen mikroklima etkisi olduğu bölgeyi Avrupa’nın en sağlıklı yaşam alanına çevirmiştir. Gölde bulunan tuz miktarı diğer göllere göre daha düşük olmasına rağmen tuzun kaliteli olduğu söylenmekte.

Retba Gölü – Senegal

Senegal‘de Cap-vert yarımadasının kuzeyin de bulunan Retba gölü pembe görüntüsüyle görenleri hayrete düşürüyor ve ayrıca göl,dünya mirasları arasında yer edinmiş durum da. Pembeliğinin sebebiyse şöyle biliniyor, göl’de bulunan Dunaliella Salina isimli deniz yosununun güneş enerjisi ile etkileşimiyle kırmızı pigment üretmesiyle pembe bir görüntüye sahip oluyor.

 

Çanakkale Dalyan Gölü

Tuz gölü olarak da bilinir, yüksek tuz oranı olduğundan bazı zamanlar da kırmızıya dönmektedir. Ayrıca Bozcaada manzaralı olan ve  kalp şeklinde olan bu göl seyehat tutkunlarının dikkatini oldukça çekmekte.  Bu göl, eski bir yerleşim yeri olan Alexandra Troas antik kentinin bir parçası konumunda.

Quairading Gölü – Avustralya

Diğer göllerden daha küçük olan Quairading gölü Avusturalya da bulunuyor. Tuz oranının oldukça az olması sebebiyle dönem dönem gölün rengin de farklılıklar meydana geliyor. Diğer göllerden farklı olan bir başka özelliği de üzerinden yol geçmesidir.

Dusty Rose Gölü – Kanada

Dusty Rose gölünün pembe rengi bütün yıl boyunca değişmiyor. Pembe rengin oluşum nedenleri arasında daha önce bahsettiğimiz su yosunu (Dunaliella Sanila) bulunmuyor ancak rengin oluşumu ile ilgili bir bilimsel açıklamada henüz yok. Bu konudaki kabul görür açıklama ise; yeraltından geçen suların, kayalık yerlerden geçerken taşıdıkları minareler ve tortular sayesinde olduğu düşüncesi.

Dünyanın En Dik Yamaçlarında Yolculuk ”Flamsbana Treni”

Türkiye’nin Saklı Cenneti; Kaz Dağlar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.