Bir Harley Felsefesi; Sürmek İçin Yaşa, Yaşamak İçin Sür

Harley kültürünün getirdiği yaşam tarzını en iyi yaşayanlardan Volkan Hoşcan ile Bornova’nın arka sokaklarında bir röportaj..

Motora merakın ne zaman başladı ?

Çocukluğum amcamın yanında geçti. Kendimi bildim bileli onda hep motor vardı. İlkokul yıllarım onun ayakkabı dükkanında çıraklık yaparak geçti. Motorların içinde büyüdüm diyebilirim. Motor sürmeyi lise yıllarında amcamın Gilera CX motoruyla kısa mesafe sürüşlerde öğrendim. Beraber Foça’ya balığa giderken arada bana verirdi, ilk uzun yol sürüşlerime de o zaman başladım.

Harley ile nasıl tanıştın peki ?

Hep bi motor almak istedim ama imkanlar el vermedi. Sende bilirsin, motorun o koltuğuna 20 yıl önce de otursan, o hissi yakaladığında birdaha bırakamazsın. Erkan Serber diye bir arkadaşım vardı kulakları çınlasın. Onların motor gruplarını takip ederdim, kortejler yaparlardı çok hoşuma giderdi. 2012’de ilk Suzuki Intruder C800 motorumu aldım bir yıl kadar kullandım. 2013 yılında şuanki Harley’im olan girişte solda duran 1200 cc Sportster Nightster’ı aldım ve macera başladı. O gün bu gündür benimle.

 

Sence Harley’i farklı kılan nedir ?

Harley’de fabrika çıkışı dediğimiz “stock” motora binen neredeyse yok. Harley’in özelliği onunla bütünleşebiliyor olman. Gidonunu, koltuğunu, ayaklıklarını ve birçok özelliğini kendine göre ayarlayabiliyorsun. Onu aslında Harley sana boş bir tuval gibi veriyor. Onlar da çok iyi biliyor ki sen birçok aksesuarını değiştirip yeniden tasarlayacaksın. Bu yüzden en adamlar milyarlık motora plastik elcik takıp veriyorlar. Nasıl olsa bu adam bunu değiştirecek diyorlar. İşte Harley’i farklı kılan bu. Aslında çok daha fazlası var, American Chopper dediğimiz bir kültür var. Bence diğerlerinden farklı kılan da bu..

Racing ile Harley arasındaki fark nedir ?

Racing olayı şöyle, %90 Japon menşeili motorlarından oluşuyor. Japon, bu motoru sen pistte yarış diye üretmiş. Sen o motoru alıp şehir içinde gezinmek için kullanıyorsun bir de yetmiyor arkana artçı alıyorsun. Racing süren arkadaşlarımla oturup konuştuğumuzda, konu ne zaman motora gelse, ya bizim rahmetli Hasan şöyleydi, rahmetli Mehmet böyleydi. Ya arkadaş, hepsi mi rahmetli ? Hepsi rahmetli. İlla hız yapacaksan, pistler bunun için var. Kirala ne kadar istiyorsan, giyin ekipmanını ver gazı. Ama bunu şehir içinde yapıp, hem kendi canını, hem de diğer insanların canını tehlikeye atmaya ne gerek var ? Ben biraz da bu olayı şuna benzetiyorum..

Türk erkeğinin ortalama cinsel ilişki süresi 1-2 dakikayı geçmiyor. Bu Türk insanının, bencilliği, aceleciliği ve sadece kendini düşünmesi ile ilgili. Racing de bence böyle, bencil, aceleci ve sadece kendisini düşünüyor. Buradan Çeşme’ye giderken soruyorum arkadaşa, ilk eski gişelerin olduğu Narlıdere’yi geçince Güzelbahçe’ye doğru inersin aşağıya doğru, o yolda bir kekik kokusu var harika değil mi ? diyorum. “Hangi koku ?” diyor. Onu almadıktan sonra, o Güzelbahçe’nin manzarasına kafanı çevirip bakmadıktan sonra ne yapayım öyle seyahati. Bunu bir bisiklette yaşarsın, bir de motorsiklette yaşarsın. Ama o tür motorsikletlerde yaşayamazsın.

Yeni başlayacaklara önerebileceğin bir model var mı ?

Şöyle, Harley’in en küçük CC’li motoru, yeni çıkan 500 – 750 Street’leri saymıyorum. Bence onlar Avrupa için üretilmiş geçici motorlar. 883’lük Iron modeli, en büyüğü de şuan işte 114 Kübik inç’lik aşağı yukarı 1900 CC’ye denk gelen motoru. Hepsinin son sürati aynı, gösterge 220 gösteriyor, maksimum 200 görürsün ondada üzerinde duramazsın. Burada düşünülmesi gereken şey hız değil bu yüzden. Bir tanesi 300 kg, bir tanesi 250 kg ve tarzda. Benim önerim bi tarzınız olsun. Deneyerek tarzınızı bulun. Boyu 1,85’ten aşağı ise Iron 883 modelini öneririm.

Bu gidonları yukarı kaldırmanın olayı nedir abi ? Yormuyor mu böyle ?

Amerikan Chopper dediğimiz olay. Harleylerin hemen hemen tüm modelleri Cruiser olarak geçiyor. Nasıl ki Japon, Racing motorları yarış diye üretmiş ise, Harley’de bu motorları gez diye üretmiş. Gidonların yukarıda veya aşağıda olması bir tarz. Uzun yolda yorar tabi, omuzları ciddi yoruyor. Benim 16 inç’ti 14 inç’e indirdim ve şuan gayet iyi.

Harley ile uzun mesafe yolculuk yapılır mı? Dünya turu gibi ?

Harley motorlarının 1800 – 1900 CC’si bile hava soğutmalıdır. Su soğutmalı motora Harley denilmez zaten. Çok büyük silindirleri, pistonları vardır. Bu yüzden çalıştırdığında çok titrer. Sürat arttıkça bu titreşim azalır. Harley, Touring motorlara göre, Endurolara göre çok yorucudur. Harley’de yolu hissedersin, zaten Harleyciler bunu sever. Motorla seyahatlerde bizim yaptığımız 150-200 km’de bir durup, bi yakıt alır, çay, kahve içeriz. Olması gereken de budur. Yoksa o yol eziyet olur. Eğer acelen yoksa, dinlene dinlene uzun mesafe seyahat edebilirsin. Bu biraz da kişinin ne kadar yorulduğuna, zamanına ve amacına bağlı bir durum.

Yeni başlayanlar, gruplara nasıl katılabilir ? 

Yeni başlayanlara grupla sürmeyi öneririm. Özellikle Türkiye’de otobana düşmüş çağresiz tavşan gibisin. Gruplarda acemileri genelde ortaya alırlar. Önde ve arkada daha deneyimli sürücüler olur. Gruplarda birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için felsefesi vardır. Sosyal medyadan, internetteki birçok kaynaktan veya çevreden gruplara ulaşabilirler.

Yeni başlayanlara tavsiyelerin var mı ?

Eğitim şart ! Her ne kadar deneyim ile kazanılıyor olsa da, yıllar sonra ya şunu hiç kullanmıyorum, bilmiyorum diyebiliyorsunuz. Nasıl ki bir atın nalına, yemine, suyuna bakıp tımarını yapıyorsalar, motor da aynıdır. Motorsiklet demir at gibidir, yağına, suyuna bakmayı bilmen lazım. Bunları iyi bilmek lazım. Bu yüzden benim tavsiyem bir süre eğitim almaları yönünde.

Fotoğraflar için Hakan Yüksel’e, değerli vaktini ayırıp bizlerin sorularına cevap verdiği için Volkan Hoşcan’a teşekkür ederim.

Yorumlar

mood_bad
  • Henüz yorum yapılmamış. İlk olmak istermisin?
  • chat
    Bir yorum yap